Gerçekleştirdiğim koçluk ve rehberlik görüşmelerinde çoğu zaman değer ve inançları da konuşmak durumunda kalıyorum. Ve ne zaman bu konu açılsa öncelikle “Değer nedir?”, “İnanç nedir?”, “Bunları neden konuşmak zorundayız?” sorularına cevap vermem gerekiyor. Sonuçta ben de birkaç yıl öncesine kadar bu kavramların tam olarak neyi ifade ettiği ve önemi ile ilgili benzer noktadaydım. Kendi değerlerimin farkında da değildim. Şimdi ise modern eğitim sisteminin içinde bu konulara yer verilmiyor olmasına hayret ediyorum.

Çoğumuz değerlerimizin farkında olmadan yaşıyoruz. Neyi neden yaptığımızı bilmiyoruz. Yalnızca yapmamız gerektiğini hissediyoruz. Hâlbuki hem kendimizin hem de başkalarının değerleri ile ilgili farkındalığımızın olması hayata bakışımızı çok farklı bir noktaya taşıyabilir.

Değerler

Değerler, iyiyi kötüden ayırmamıza yarayan, bizi içten içe güdüleyen, olumlu, evrensel, birden fazla duyguyu barındıran, motive edici kuvvetli duygu ve düşüncelerdir. Çoğunlukla tek kelime ile ifade edilebilirler. Örneğin: Güven, özgürlük, adalet, dürüstlük, sadakat, şefkat, saygı… vb.

Sahip olduğumuz değerlerin bizler üzerinde çok geniş etkileri vardır. Öyle ki; değerlerimiz yaşamımızın her boyutunu etkiler. Birinin yaşam tarzına ve sahip olduklarına bakarak değerleri ile ilgili bir sürü çıkarımda bulunmak mümkündür. Çünkü insanlar değerleri ile uyumlu şeylerden mutlu olurlar, uyumsuz şeylerden ise rahatsız olurlar. Kendimizden farklı değerleri olan insanları sevmememizin sebebi de budur. İnsanlar değerlerini yaşatamadıkları durumlarda kendilerini mutlu ve başarılı hissedemezler. Çok parası ve imkanı olsa dahi, yaşadığı hayattan mutsuz olup uyuşturucu ve intihar gibi sapkınlıklar içine düşen ünlüleri duymuşsunuzdur. Hepsinin altında yatan sebep, dışarıdan çok güzel görünen hayatlarını değerleri ile uyumlu hale getirememiş olmalarıdır.

Hedeflerinizin ve şu an yaptıklarınızın değerleriniz ile uyumlu olması önemlidir. Bu yönüyle değerler sistemini bilgisayar işletim sistemine, yaptıklarınızı ve yapmak istediklerinizi de bilgisayar programlarına benzetebilirsiniz. Bilgisayara kurduğunuz programın işletim sistemi ile uyumlu olması gerekir, yoksa çalışmaz. Eğer uyumsuzluk varsa, ya ilgili değerleriniz ya da yaptıklarınız değişmelidir. Bir değeri değiştirmek kolay değildir ama mümkündür.

Değerlerimiz, büyük ölçüde çevremiz tarafından şekillendirilir. Pek çok değerimiz yetiştirilme sürecimizde ödül ve cezalar ile oluşturulur. Önce anne-babamız, büyüdükçe de yaşıtlarımız değerlerimizin kaynağı olur. Değerlerimiz bir hiyerarşi içindedir. Bazı değerler diğerlerinden daha önemlidir. Zaman zaman, durumdan duruma bu değer sıralaması değişebilir. Örneğin, gençken eğlence daha önemli bir değerken, yaş ilerledikçe huzur daha önemli bir değer haline gelebilir. Bu tarz değişimlerin hemen olmasa da büyük etkileri olur. Bazen de değerlerimiz değil, değerlerimizin karşılığı değişebilir. Örneğin çocukken, mutluluk değerimizin karşılığı bir oyuncak iken gençlik dönemimizde para olabilir.

Çoğumuz kısmen ya da tamamen birbiri ile çatışan değerlere sahibizdir. Örneğin, hem başarılı olmak hem eğlenmek isteriz. Ya da hem güvenlik hem macera ararız. Bu tarz değer çatışmaları kaçınılmazdır ve zaman zaman yaşadığımız kararsızlıkların veya sıkışmaların sebebidir.

İnançlar

Değer kavramı, sıklıkla ilke veya inanç kavramları ile karıştırılır. İlke bir değerin davranışa dönüşmüş halidir. İnanç ise, bir kişi, nesne veya fikir ile ilgili geçmiş deneyimleri temel alan, hem olumlu hem de olumsuz olabilen, ve bundan ötürü hem motive edici hem engelleyici olabilen kuvvetli duygu ve düşüncelerdir. Çoğunlukla bir cümle ile ifade edilirler. Örneğin: “İnsanlara güven olmaz” veya “Ceza ile terbiye olmaz”. Bu tarz inançlar zihinde belirgin bir iz bırakmışlardır. Bu izler, yaşama yön veren itikatlar, yargılar, hırslar ya da prensipler olarak dile getirilirler. İnançlar aynı zamanda dünyayı algılamamız için önceden düzenlenmiş hazır süzgeçler olarak görev yaparlar. Örneğin, popüler bir maç ya da konser için önceden bilet alıp sonra onu kapıda yüksek fiyata satan birini, kimi girişimci, kimi de fırsatçı olarak algılar. Kimin nasıl algıladığı büyük ölçüde inançları ile ilgilidir.

İnsan davranışlarını yönlendiren kuvvetler arasında inançtan daha güçlüsü yoktur. Bu yüzden destekleyici inançlar iyi bir yaşamın yaratılmasında en güçlü araçlardır. Ama eylemleri kısıtlayan ya da zayıflatan araçlara dönüşmüş inançlar da çoktur.

İnançlar fizyolojimizi dahi etkiler. Örneğin: Plasebo ilaçlarla yapılan deneylerde, önemli sayıda hastanın hiçbir etkisi olmayan kimyasal çözelti ile iyileştiği görülmüştür. Psikolojide schotoma adı verilen zihinsel körlük vakalarının arkasında da inançlar yatar. Birisinin sizden bir şey istediği, sizin de bakıp göremedim dediğiniz ama sonrasında burnunuzun dibinde olduğunu fark ettiğiniz durumlar olmuştur. Bunun sebebi o şeyin orada olmadığına inanıyor olmanızdır. Beyninize görmemek için emir vermişsinizdir. Zihin vücut ilişkisi üzerine araştırmalar yapan Dr. Herbert Benson da dünyanın çeşitli bölgelerinde yapılan büyülerin gücü hakkında insanı hayretlere düşüren hikayeler yayınlamıştır. Bir kitabında, Avustralya’nın ilkel kabilelerinden birisinde, kendisine büyü yapılan kişinin kendini nasıl dakikalar içinde ölme noktasına getirdiğini anlatmıştır. Büyünün bu denli etkili olmasının sebebi söz konusu kişinin büyüye inanmış olmasıdır.

İnançlarımızı da, değerlerimizde olduğu gibi, büyük ölçüde çevremiz şekillendirir. Bizi derinden etkileyen olaylar, geçmiş başarılarımız ve edindiğimiz bilgiler de inançlarımızın oluşmasında önemli rol oynar.

Değer ve İnançları Anlamak

Kendimizi ve diğerlerini anlamak ve motive etmek için değerleri ve inançları çözümleme yeteneğine sahip olmamız önemlidir. Bunu nasıl yapabileceğinize yönelik de küçük bir ipucu paylaşayım.

Değerlerini çözümlemek istediğiniz kişileri gözlemleyin ve yaptıkları şeyler için “Bunun önemi ne?” diye sorarak değer sözcüklerini yakalamaya çalışın. Herkes aynı sözcüklere aynı anlamları yüklemez. Duyduğunuz sözcüğün tam olarak ne olduğunu anlamak için “Bu değer sana ne sağlıyor?” ya da “Bu değerin yokluğunu nasıl anlarsın?” diye sorabilirsiniz.

Ayrıca, insanlar en önemli değerlerini gösteren kelimeleri tekrar tekrar kullanma eğilimindedirler. Bu kelimeleri yakalayıp sorgulayarak da değer çözümlemesi yapabilirsiniz.