Okuma süresi 7 dk

Gerçekleştirdiğim koçluk ve rehberlik görüşmelerinde çoğu zaman değer ve inançları da konuşmak durumunda kalıyorum. Ve ne zaman bu konu açılsa öncelikle “Değer nedir?”, “İnanç nedir?”, “Bunları neden konuşmak zorundayız?” sorularına cevap vermem gerekiyor. Sonuçta ben de birkaç yıl öncesine kadar bu kavramların tam olarak neyi ifade ettiği ve önemi ile ilgili benzer noktadaydım. Kendi değerlerimin farkında da değildim. Şimdi ise modern eğitim sisteminin içinde bu konulara yer verilmiyor olmasına hayret ediyorum.

Çoğumuz değerlerimizin farkında olmadan yaşıyoruz. Neyi neden yaptığımızı bilmiyoruz. Yalnızca yapmamız gerektiğini hissediyoruz. Hâlbuki hem kendimizin hem de başkalarının değerleri ile ilgili farkındalığımızın olması hayata bakışımızı çok farklı bir noktaya taşıyabilir.

Değerler

Değerler, çok kabaca, önemli olarak kabul ettiğimiz ihtiyaçlarımızdır. Bizi içten içe güdülerler ve onları deneyimliyor olmak bizi tatmin eder. Değerler çoğunlukla tek kelime ile ifade edilebilirler. Örneğin: Güven, özgürlük, adalet, dürüstlük, sadakat, şefkat, saygı… vb. Değerler aynı zamanda evrenseldir. Yani her değerin neredeyse her toplumda bir karşılığı vardır. Bazı değerlerin anlamı ya da olumlu olma derecesi toplumlar arasında ufak farklılıklar gösterebilir.

Değerlerimiz, büyük ölçüde çevremiz tarafından şekillendirilir. Pek çok değerimiz yetiştirilme sürecimizde ödül ve cezalar ile oluşturulur. Önce anne-babamız, büyüdükçe de yaşıtlarımız değerlerimizin kaynağı olur. Sahip olduğumuz değerlerin bizler üzerinde çok geniş etkileri vardır. Öyle ki; değerlerimiz yaşamımızın her boyutunu etkiler. Birinin yaşam tarzına ve sahip olduklarına bakarak değerleri ile ilgili bir sürü çıkarımda bulunmak mümkündür. Çünkü insanlar değerleri ile uyumlu şeylerden tatmin olurlar, uyumsuz şeylerden ise rahatsız olurlar. Kendimizden farklı değerleri olan insanları sevmememizin sebebi de budur. İnsanlar değerlerini yaşatamadıkları durumlarda kendilerini tatmin hissedemezler. Çok parası ve imkanı olsa dahi, yaşadığı hayattan mutsuz olup uyuşturucu ve intihar gibi sapkınlıklar içine düşen ünlüleri duymuşsunuzdur. Hepsinin altında yatan sebep, dışarıdan çok güzel görünen hayatlarını değerleri ile uyumlu hale getirememiş olmalarıdır.

Çoğumuz kısmen ya da tamamen birbiri ile çatışan değerlere sahibizdir. Örneğin, hem başarılı olmak hem eğlenmek isteriz. Ya da hem güvenlik hem macera ararız. Bu tarz değer çatışmaları kaçınılmazdır ve zaman zaman yaşadığımız kararsızlıkların veya sıkışmaların sebebidir.

Hedeflerinizin ve şu an yaptıklarınızın değerleriniz ile uyumlu olması önemlidir. Bu yönüyle değerler sistemini bilgisayar işletim sistemine, yaptıklarınızı ve yapmak istediklerinizi de bilgisayar programlarına benzetebilirsiniz. Bilgisayara kurduğunuz programın işletim sistemi ile uyumlu olması gerekir, yoksa çalışmaz. Eğer uyumsuzluk varsa, ya değer sisteminiz ya da yaptıklarınız değişmelidir. Bir değeri değiştirmek kolay değildir ama mümkündür.

Değerler Hiyerarşisi

Değerlerimiz bir hiyerarşi içindedir. Bazı değerler diğerlerinden daha önemlidir. Zaman zaman, durumdan duruma, ihtiyaçlarımız değiştikçe değerlerin önem sıralaması değişebilir. Önem sıralamasını etkileyen en önemli unsurlar psikolojik gelişim seviyesi, yaşam koşulları ve çok etki bırakan olaylardır.

Psikolojik Gelişim Seviyesi

İngiltere’de yapılan bir araştırma, arkadaşlığın genç yaşlarda çok önemli bir değerken yaşlandıkça önemini yitirdiğini, dürüstlüğün de genç yaşlarda çok önemli bir değer değilken orta yaşlarda önemli bir değer haline geldiğini göstermiştir. Benzer şekilde, gençken eğlence daha önemli bir değerken, yaş ilerledikçe huzur daha önemli bir değer haline gelir.

Yaşam Koşulları

Liberal ve müreffeh bir ortamda doğup büyümüşseniz, temel ihtiyaçlarınız çoktan karşılanmıştır. Büyüme ihtiyaçlarınızı da karşılayabilmeniz için büyük kolaylıklar mevcuttur. O yüzden çok erken yaşlarda büyüme ihtiyaçları ile ilgili değerleriniz daha ön planda olabilir. Ama otoriter ve yoksul bir ortamda yetiştiyseniz, çok ilerleyen yaşlarınızda bile hala temel ihtiyaçlarınızla ilgili değerlerinizin önemi ağır basıyor olabilir.

Çok Etki Bırakan Olaylar

Değişim bazen çok hızlı da gerçekleşebilir. Örneğin, çok işkolik biri ölümden döndüğü bir kaza sonrasında, başarı değerini daha alt sırlara itip aile veya eğlence gibi değerlerini üst sıralara çıkartabilir. Bazen de değerlerimiz değil, değerlerimizin karşılığı değişebilir. Örneğin çocukken, neşe değerimizin karşılığı bir oyuncak iken gençlik dönemimizde para olabilir. Bu tarz değişimlerin hemen olmasa da büyük etkileri olur.

Sınırlayıcı Değerler

Değerler çoğunlukla olumludur. Ama yokluk ihtiyaçlarımızdan bazılarını karşılayamama korkusu bazı sınırlayıcı değerlerin ortaya çıkmasına da sebep olur. Örneğin kontrol, statü ve suçlama gibi değerler bu tarz değerlerdir.

İnançlar

Değer kavramı, sıklıkla ilke veya inanç kavramları ile karıştırılır. İlke bir değerin davranışa dönüşmüş halidir. İnanç ise, bir kişi, nesne veya fikir ile ilgili geçmiş deneyimleri temel alan, hem olumlu hem de olumsuz olabilen, ve bundan ötürü hem motive edici hem engelleyici olabilen kuvvetli duygu ve düşüncelerdir. Çoğunlukla bir cümle ile ifade edilirler. Örneğin: “İnsanlara güven olmaz” veya “Ceza ile terbiye olmaz”. Bu tarz inançlar zihinde belirgin bir iz bırakmışlardır. Bu izler, yaşama yön veren itikatlar, yargılar, hırslar ya da prensipler olarak dile getirilirler. İnançlar aynı zamanda dünyayı algılamamız için önceden düzenlenmiş hazır süzgeçler olarak görev yaparlar. Örneğin, popüler bir maç ya da konser için önceden bilet alıp sonra onu kapıda yüksek fiyata satan birini, kimi girişimci, kimi de fırsatçı olarak algılar. Kimin nasıl algıladığı büyük ölçüde inançları ile ilgilidir.

İnsan davranışlarını yönlendiren kuvvetler arasında inançtan daha güçlüsü yoktur. Bu yüzden destekleyici inançlar iyi bir yaşamın yaratılmasında en güçlü araçlardır. Ama eylemleri kısıtlayan ya da zayıflatan araçlara dönüşmüş inançlar da çoktur.

İnançlar fizyolojimizi dahi etkiler. Örneğin: Plasebo ilaçlarla yapılan deneylerde, önemli sayıda hastanın hiçbir etkisi olmayan kimyasal çözelti ile iyileştiği görülmüştür. Psikolojide schotoma adı verilen zihinsel körlük vakalarının arkasında da inançlar yatar. Birisinin sizden bir şey istediği, sizin de bakıp göremedim dediğiniz ama sonrasında burnunuzun dibinde olduğunu fark ettiğiniz durumlar olmuştur. Bunun sebebi o şeyin orada olmadığına inanıyor olmanızdır. Beyninize görmemek için emir vermişsinizdir. Zihin vücut ilişkisi üzerine araştırmalar yapan Dr. Herbert Benson da dünyanın çeşitli bölgelerinde yapılan büyülerin gücü hakkında insanı hayretlere düşüren hikayeler yayınlamıştır. Bir kitabında, Avustralya’nın ilkel kabilelerinden birisinde, kendisine büyü yapılan kişinin kendini nasıl dakikalar içinde ölme noktasına getirdiğini anlatmıştır. Büyünün bu denli etkili olmasının sebebi söz konusu kişinin büyüye inanmış olmasıdır.

İnançlarımızı da, değerlerimizde olduğu gibi, büyük ölçüde çevremiz şekillendirir. Bizi derinden etkileyen olaylar, geçmiş başarılarımız ve edindiğimiz bilgiler de inançlarımızın oluşmasında önemli rol oynar.

Hayatta Mutluluk ve Anlam

Mutluluğun tanımı üzerine bir mutabakata varılabilmiş değildir. Ama genel olarak şunu söyleyebiliriz: temel veya büyüme ihtiyacımızdan biri karşılandığı zaman kendimizi mutlu hissederiz. Sadece temel ihtiyaçlara odaklanmış bireyler, ben merkezli bir hayat yaşarlar. Temel ihtiyaçlarının karşılanmaması veya karşılanmama ihtimali onları korku ve kızgınlığa iter. Bu insanlar asla yeterince mutlu olamazlar.

Anlam ise tamamen büyüme ihtiyaçlarımızla ilgilidir. Büyüme ihtiyaçlarımızın en üst seviyesinde varlığımızın kendi benliğimizin ötesinde bir şeylere hizmet ettiğini görmek isteriz. O yüzden hayatta anlam kendimizi dışa vurmaktan ve başkalarının ihtiyaçlarını karşılamaktan geçer. Hayatımızı anlamlı kılmak için yaptıklarımız zaman zaman kendimizi kötü (yani daha az mutlu) hissetmemize sebep olur. O yüzden anlamlı bir hayat ile mutlu bir hayat, çoğu noktada örtüşse de, temelde farklı şeylerdir.

Değer ve İnançları Anlamak

Kendimizi ve diğerlerini anlamak ve motive etmek için değerleri ve inançları çözümleme yeteneğine sahip olmamız önemlidir. Bunu nasıl yapabileceğinize yönelik de küçük bir ipucu paylaşayım.

Değerlerini çözümlemek istediğiniz kişileri gözlemleyin ve yaptıkları şeyler için “Bunun önemi ne?” diye sorarak değer sözcüklerini yakalamaya çalışın. Herkes aynı sözcüklere aynı anlamları yüklemez. Duyduğunuz sözcüğün tam olarak ne olduğunu anlamak için “Bu değer sana ne sağlıyor?” ya da “Bu değerin yokluğunu nasıl anlarsın?” diye sorabilirsiniz.

Ayrıca, insanlar en önemli değerlerini gösteren kelimeleri tekrar tekrar kullanma eğilimindedirler. Bu kelimeleri yakalayıp sorgulayarak da değer çözümlemesi yapabilirsiniz.