Okuma süresi 5 dk

İlişkiler Nasıl İşler?

İnsanlar arasındaki ilişkilerin altında yatan dinamikleri anlatmak için “banka” güzel bir metafordur. İlişkiler söz konusu olunca, herkesin bir banka gibi çalıştığını hayal edebilirsiniz. Yeni biri ile tanıştığınızda, o kişiye bankanızda bir hesap açarsınız. Eğer tanımadığınız kişilere karşı önden güvenmeyi tercih eden biriyseniz avans verip hesabı büyük bir bakiye ile başlatırsınız. Eğer temkinli biri iseniz, hesabı ilk başta sıfır ya da sıfıra yakın bir bakiye ile başlatırsınız.

Yeni tanıştığınız biri ile olan ilişkinizde yaşadığınız her olumlu deneyim o kişinin bankanızdaki hesabının bakiyesini arttırır. Her olumsuzluk da bakiyeyi azaltır. Nasıl gerçek bankalar, bünyesinde yüksek bakiyeli hesap barındıran ve bu bakiyelerini düzenli olarak büyüten kişilere daha fazla güvenirler, siz de aynı şekilde size sürekli olarak olumlu deneyim yaşatan bir kişiye daha fazla güven duyarsınız. Arada bir bakiyenin eksiye gittiği durumları idare edersiniz. Örneğin, iyi bir arkadaşınız, size arada bir olumsuz deneyimler yaşattığında takılmazsınız. Çünkü onun hesabındaki bakiye yeteri kadar büyüktür. Ama bazen bakiyesi çok büyük olan insanlar bile, size sizdeki hesaplarını sıfırlatacak olumsuzluklar yaşatabilir. O zaman aranızdaki ilişki bozulur. Eğer o kişi uzun süredir güven duyduğunuz itibarlı bir hesap sahibi ise, yaşadığınız ilk olumlu deneyim ilişkinizi tamir etmek için yeterli olur.

Günümüz dünyasının gerçek bankaları gibi, siz de ilişkilerinizde tutarlılık ararsınız. Eğer biri, bankanızdaki hesabını sık sık sıfırlamışsa, onun kredi notunu düşürürsünüz ve onu kara listeye alırsınız. Kara listeye aldığınız kişiler size daha sonra olumlu deneyimler yaşatsa bile onlara kolay kolay itibar etmezsiniz.

Bu düzen, ister iş hayatında olsun, ister özel hayatta olsun, aynı şekilde işler. Ve siz başkaları için bu düzeni nasıl işletiyorsanız, başkaları da sizin için aynı şekilde işletir.

İlişkiler Nasıl Zehirlenir?

Ünlü psikolog John Gottman, 35 yılda 3.000 çift ile gerçekleştirdiği çalışmalarda banka hesaplarını hızlıca sıfırlayan 4 zehirli davranış / iletişim şekli keşfetmiş. Aziz Patmos’un Yeni Ahit’indeki (İncil) kıyamet anlatısından esinlenerek de bu davranış setine “Mahşerin Dört Atlısı” demiş. Merak edenler için kısaca aktarayım. Anlatıda, Tanrı’nın sağ elinde tuttuğu ve yedi mühür ile kapatılmış bir tomarın Hz. İsa tarafından açılacağından, ilk dört mührün ise Dünya’ya kıyameti getirecek dört adet atlıyı ortaya çıkaracağından bahsedilir. Gottman’ın teşhis ettiği davranış şekilleri de, insanlar arasındaki ilişkileri hızlıca sona (kıyamete) sürükleyen davranışlardır. Peki nedir bu davranışlar?

  • Bu davranışların ilki “Suçlama (Criticism)”dır. Suçlama, kişiliğe karşı yapılan eleştiridir. Sizi rahatsız eden bir davranış gördüğünüzde, somut olarak davranışı ve sonuçlarını dile getirmek yerine, genelleme yaparak (ör: “sürekli … yapıyorsun”, “sen hep ….sin.” gibi ifadelerle) davranışı bir kişilik özelliği gibi tarif ederseniz suçlamış olursunuz.
  • Diğer bir zehirli davranış ise “Küçümseme (Contempt)”dir. Kıyaslama yaparak kişiliği (ör: Sen daha o kadar … değilsin!), amaçları / hedefleri (ör: “Benim bu mevzu varken, senin mevzunun lafı bile olmaz!”), becerileri (ör: “Onun gibi yapamazsın!”), elde edilen sonuçları küçük görme şeklinde ortaya çıkar. Alay etmek ve kinaye yapmak da (ör: “… yapmasan şaşardım zaten!”) çoğu zaman küçümseyici davranış olarak algılanır.
  • Gottman’ın tarif ettiği üçüncü zehirli davranış şekli “Savunma (Defensiveness)”dır. Beklenti karşısında, bahane bulma (ör: “… yapamıyorum çünkü …) veya sorumluluğu başkasına atma (ör: “Benim sorunum değil bu!”) şeklinde ortaya çıkar. Karşı tarafa “Bu beklentiyi karşılayamam ya da karşılamayacağım” şeklinde bir mesaj verilmiş olur.
  •  Dördüncü zehirli davranış “Kaçınma (Stonewalling)”dır. Beklenti karşısında duyarsız davranma, yokmuş gibi davranma, uzaklaşma (küsme, suskun kalma) şeklinde ortaya çıkar.  Karşı tarafa “Bu beklentini ve dolayısıyla da seni umursamıyorum” mesajı verilmiş olur.

İlişkiler Nasıl İyileşir?

Suçlamanın ve küçümsemenin arkasında yatan motivasyon, kişinin kendisini kötü hissetmesini sağlamak yani cezalandırmaktır. Bu sayede yaşadığınız olumsuz bir deneyimin karşılığını diğer tarafa da olumsuz bir deneyim yaşatarak vermiş olursunuz. Bu da aradaki ilişkiye zarar verir ve karşı tarafı daha da olumsuz davranışlara teşvik eder. Yani suçlama ve küçümseme ile çözüme değil yıkıma koşarsanız. Eğer çözüm istiyorsanız, yaşadığınız olumsuz deneyimi karşı tarafa “ben dili” ile yansıtmalı, tekrarının olmaması için talebinizi iletmeli ve mümkünse telafisini talep etmelisiniz.  (ör: “… şekilde yapman, bana … hissettirdi. Lütfen bir daha ki sefere …”)

Bu yapıcı iletişim yaklaşımını oturtmak için COIN iletişim modelini kullanabilirsiniz. Modeldeki her bir harf bir adımı temsil eder:

  • Context (Bağlam): Dile getirmek istediğiniz ne? Nerede ve ne zaman oldu?
  • Observation (Gözlem): Somut olarak ne yaşandı? Ne gözlemlediniz?
  • Impact (Etki): Yaşananların sizde ve çevrenizdeki etkisi ne oldu? Ne hissetiniz?
  • Next Steps (Sonraki Adımlar): Geleceğe dönük beklentiniz ne? Bir daha ki sefere ne olmalı, ne olmamalı?

Savunma ve kaçınmanın arkasında yatan motivasyon ise egoyu korumaktır. Bu davranışlar, suçlama ve küçümseme davranışlarının refleksi olarak da ortaya çıkarlar. Bu davranış şekilleri, karşı tarafa “önemsizsin” mesajı vererek sorumluluk almaktan kaçınmaya yol açtığı için yaşanan soruna çözüm geliştirmeye engel olurlar. Eğer çözüm istiyorsanız, yaşanan sorunda az da olsa payınız olabileceğini kabul etmeniz, sorunu konuşmaya açık olmanız ve çözüm için sorumluluk almaya hazır olduğunuzu hissettirmeniz gerekir.

Şimdi bu doğrultuda, az ya da çok sorun yaşadığınız önemli ilişkilerinizi bir düşünün. Acaba bu dört atlının hangileri sahnede? Ve bunlar için neler yapabilirsiniz?