Şirketimizde yaptığımız çalışan deneyimi tasarım çalışmalarında da “5 Adımlı İnsan Odaklı Tasarım” sürecini kullanıyoruz. Ama süreç yenilikçi bir tasarımı tek başına garantileyemiyor maalesef. Şimdiye kadarki tecrübelerimiz gösteriyor ki, birkaç unsur yenilikçi çözümleri yakalamada kritik rol oynuyor.

Derin İçgörü

Bunlardan ilki duygu ve düşüncelere inmek olarak tarif ettiğimiz içgörü derinliği. İnsan Odaklı Tasarım’a yeni giriş yapan kişilerde, içgörü edinme işini, kullanıcıya gidip “Ne istiyorsun?” diye sormak olarak algılama eğilimi yaygındır. O yüzden zaman zaman verdiğim eğitimlerde Henry Ford’un meşhur sözüne atıfta bulunarak itirazlarda bulunanlarla karşılaşıyorum. Henry Ford, gerçekten söyleyip söylemediğine dair kanıt bulunamamış bir ifadesinde, “İnsanlara ne istediklerini sorsaydım, daha hızlı atlar derlerdi.” demiş ve müşterilerin kendi ihtiyaçları ile ilgili ne kadar öngörüsüz olabileceğini anlatmaya çalışmış. Hal bu ki; İnsan Odaklı Tasarım, kullanıcıya “Ne istiyorsun?” diye sormanın ötesine geçmeyi hedefler. Kullanıcının dünyasına girip onu içeriden anlamaya, duygu ve düşünce yapısını çözümlemeye çalışır.

Bunu gayet iyi bilen tasarım ekipleri bile zaman içinde mülakatlarında kendilerini kullanıcının istek, öneri ve tavsiyelerini dinlerken bulurlar. Çünkü kullanıcı da genelde kendi iç dünyasını açmayı istemez ve konuşmayı daha yüzeyde tutmaya çalışır. Eğer ekip de kullanıcının kabuğunu kırmak yerine kolaya kaçıp, hemen ifade edilebilen istek ve tavsiyeleri toplamak ile yetinirse yüzeysel bir içgörü ile ilerler ve tasarım çalışması bu sebeple kısır kalır. Bunu anlamanın en güzel yolu ekiplerin çözümleme çalışmalarında konuşulanlara kulak kabartmaktır. Eğer ekip çoğunlukla “Kullanıcılar şunu istiyor.”, “Şu olsa güzel olur dediler.” gibi cümleler kuruyorlarsa, derinlere inilememiş demektir.

Ama sadece kullanıcıya odaklanarak kullanıcıyı anlayamazsınız. Kullanıcının içinde bulunduğu bağlamı da anlamaya çalışmalısınız. Çünkü her yerde, her durumda aynı şekilde davranmayız. Duygu, düşünce ve davranışlarımız geçmişimizden ve çevremizde olup bitenlerden etkilenir. Kullanıcı kitlenizin bağlamını ne kadar derin tanırsanız duygu ve düşünce dünyasını o kadar iyi çözümleyebilir, davranışlarını da o kadar iyi anlamlandırabilirsiniz.

Kullanıcıyı, içinde bulunduğu bağlam ile birlikte iyi çözümleyebilenler, söylenen ve görülebilen ihtiyaçlar kadar söylenmeyen ve gözlemlenemeyen ihtiyaçları da tespit edebiliyorlar. Bu da yenilikçi çözümlere giden yolda önemli bir adım oluyor.

Radikal İşbirliği

Tasarım çalışmasının sonunda çıkacak çözümün yenilikçi olmasına katkı sağlayacak bir diğer unsur da, süreç boyunca yapılan işbirliğinin radikalliği. Tasarım çalışmalarında sadece konunun merkezindekileri değil, çevresindekileri de sürece katmak, farklı uzmanlıklardan faydalanmak, bakış açısı zenginliği sağlamak gerekli.

Frans Johansson, “Medici Etkisi” adlı kitabında bu zenginliğin yenilikçi fikirlerin üretilmesine nasıl katkı sağladığını anlatıyor. Johansson’a göre yenilikçi fikirlerin önündeki en büyük engel “ilişki (çağrışım) bariyerleri”. Gelişimimiz boyunca beynimizde bir ilişki ağı kurarız. Elma denilince zihnimizde kırmızı ya da yeşil bir elma canlanır. Kiminde ayrıca elmalı kurabiye, kiminde de elma ağacı canlanabilir. Elma isminin zihnimizde yaptığı çağrışımlar deneyimlerimizle şekillenmiştir. Beyin de, pratiklik açısından, bu ilişki ağını kullanır ve bu ağın dışına çıkması için kendisini zorlaması gerekir. Bazı insanlarda, özellikle eğitim ve deneyimi uzun yıllar bir alana odaklanmış kişilerde, ilişki bariyerleri yüksektir ve bu ağın dışına çıkmaları daha zordur. Bu insanlar geçmiş deneyimlerinden yola çıkarak daha kolay yargılara varırlar. Bazı insanlarda, özellikle eğitim ve deneyim çeşitliliği olan kişilerde ise bu bariyerler düşüktür. Birbirine uzak farklı kavramları daha kolay birleştirebilirler. Farklı uzmanlık ve bakış açılarına sahip insanları bir araya getirdiğinizde de daha geniş bir ilişki (çağrışım) ağı ile çalışır hale gelirsiniz.

Fazla ve Hızlı Deneme

Son olarak da, fazla fikir üretip denemenin altını çizmek gerek. En yenilikçi insanlar incelendiğinde en büyük ortak yönlerinin çok fazla fikir üretip fazlasıyla deneyip yanıldıkları görülmüş. Bu duruma verilen en meşhur örnek Thomas Edison’dur. Ampulü icat etme yolunda binin üzerinde farklı fikri çalışıp denemiştir. Başarısız denemelerini anlatırken de “Başarısız olmadım, bir ampul yapmaya yaramayacak 1,000 fikir keşfettim.” demiştir.

Özetle

Tasarım çalışmalarınızın sonunda yenilikçi çözümler yakalama şansınızı arttırmak istiyorsanız içgörü derinliği yakalamaya, radikal işbirliği ile uzmanlık ve bakış açısı zenginliği oluşturmaya, mümkün olduğu kadar çok fikir üretip denemeye odaklanmalısınız.

Daha fazlası için: İnsan Odaklı Tasarım Kitabı