Kurumsal Yönetim’in Tanımı

“Kurumsal Yönetim” konsepti, pek çok sosyolojik ve ekonomik fenomen ile ilgili olduğu için çok kolay tanımlanamamıştır. Kurumsal yönetimin tanımıyla ilgili pek çok kaynakta birbirinden farklı pek çok tanıma rastlamak mümkündür. Bunun sebebi farklı kesimlerin “Kurumsal Yönetim” konseptinden farklı beklentileri olması ve dolayısıyla kendi bakış açıları, beklenti ve çıkarlarını yansıtan farklı tanımlamalar yapmasıdır.

Her ne kadar OECD, Dünya Bankası gibi uluslararası kurumlar da bu tanımlama işine müdahil olmuş ve pek çok kesimin ihtiyaçlarını karşılayacak ortak tanımlamalar geliştirmiş de olsalar, bu tanım kargaşasının gelecekte de süreceği anlaşılmaktadır. O yüzden belki de kurumsal yönetimi tanımlamak için tek bir tanımı referans almak yerine birkaç farklı tanımı listelemek daha doğru olacaktır.

“Kurumsal yönetim, iş kurumlarının yönetilip kontrol edildiği sistemdir. Kurumsal yönetimin yapısı yönetim kurulu, yöneticiler, ortaklar ve diğer hisse sahipleri arasındaki hak ve sorumlulukların nasıl dağıldığını tarif eder ve kurumsal olaylarla ilgili karar alma sürecine yönelik kural ve prosedürleri açıklar. Bunu yaparken, kurum hedeflerinin set edildiği yapıyı, bu hedeflere ulaşmanın yollarını ve gidişatı izleme sürecinin nasıl olacağını da tanımlar.” (OECD, The OECD Principles of Corporate Governance, OECD Publications, 2004)

“Kurumsal yönetim, kontratlar, organizasyonel tasarım ve yasamalar gibi teşvik mekanizmalarını kullanarak kurumların etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesinin nasıl sağlanacağını araştıran iktisadi bir bilimi dalıdır.” (Mathiesen, What is Corporate Governance, www.encycogov.com, 2002)

“Kurumsal yönetim, kurumlara fon temin edenlerin yatırımlarından arzu ettikleri şekilde geri dönüş almalarını garanti altına almanın yolları ile ilgilenir.” (Sheleifer and Vishny, The Journal of Finance, 1997)

“Kurumsal yönetim en geniş anlamda modern yaşamda insanların bir amaca ulaşmak için oluşturduğu herhangi bir kurumun yönetiminin düzenlenmesidir. Daha dar anlamda ise, bir kurumun hedefleri ve mali sermayeyi çekmesine, etkin çalışmasına ve böylece ait olduğu toplumun değerlerine saygı gösterirken uzun dönemde ortaklarına ekonomik değer yaratmasına imkan tanıyan her türlü kanun, yönetmelik, kod ve uygulamaları ifade etmektedir”

Görüldüğü üzere, kurumsal yönetimine yönelik tanımlamalarda daha çok kurumun hissedarlarla olan ilişkileri ön plana çıkmaktadır. Türkiye’de kurumsal yönetim başlığı altında yapılan çalışmalara bakıldığında, OECD’nin tanımladığı çerçeve doğrultusunda hissedar ilişkilerine odaklanıldığı görülecektir. Bu çalışmalar çoğunlukla yönetenler (yönetim kurulu) ile hissedarlar arasındaki sorumluluk ve hakların dağıtılması ile yönetim ve kontrol mekanizmalarının işlemesine yönelik ilkeleri tanımlamaktadır.

Biz ise, kurumsal yönetimi biraz daha geniş anlamda ele alarak, tanımlamayı “Kurumun (Kurumu yönetenlerin) hissedarlara, çalışanlara ve topluma yönelik hak ve sorumluluklarının tarif edilmesi” olarak yapacağız.