The Medici Effect kitabını almaya karar verdiğim dönemde, Türkçe tercümesini bulamadığım için İngilizce orijinalini almıştım. Kitabın Türkçe halinin başlığı biraz farklı: “Yaratıcılık ve İnovasyon: Medici Etkisi Yaratmak”. Denk gelenler tereddütte düşmesin. Yazar Frans Johansson, “Medici Etkisi” ismi ile Rönesans dönemi İtalya’sında yaşamış Medici ailesine atıfta bulunuyor. Floransa’da yaşamış bu varlıklı aile, pek çok öncü sanatçı ve bilim adamını himayesi altına alarak desteklemiş. Bu sayede Floransa kendi alanında öncü pek çok ismin bir araya geldiği bir kesişme (kavşak) noktası haline dönüşmüş ve Floransa’da bir yaratıcılık patlamasına vesile olarak Rönesans’a öncülük etmiş.

Yazar da kitabında, farklı disiplin ve kültürlerin karşılaştığı kesişme noktalarının yaratıcılık ve yenileşimi nasıl etkilediğini anlatıyor. Bu etkiye de Floransa’daki Medici ailesinin Rönesans döneminde yarattığı etkiden esinlenerek “Medici Etkisi” ismini vermiş.

Kitaptan kendime çıkardığım notlar şunlar:

Medici Etkisini Yaratmak

  • Bir fikir yeni ve değer üretme potansiyeli varsa “yaratıcı” bir fikirdir. Fikir hayata geçtiği noktada yenileşim (inovasyon) yapılmış olur.
  • İki türlü yenileşim vardır. Biri tek yönlü diğer ise kesişimli. Tek yönlü yenileşimde, tek boyutta ve nispeten öngörülebilir şekilde ve yönde gelişim söz konusudur. Kesişimli yenileşimde ise sıçramalı ve kestirilmesi zor bir gelişim söz konusudur.
  • Dünyamızda kesişme noktaları gittikçe artmaktadır. Bunu sağlayan 3 etken mevcuttur:
    • İnsanları hareketi: Dünya üzerindeki insan hareketleri her geçen gün daha da artmakta ve bu sayede kültürler arası kesişim noktaları oluşmaktadır.
    • Bilim dallarının yakınsaması: Bilim dalları da gittikçe birbirleri ile yakınlaşmakta, birleşerek yeni bilim dalları oluşturmaktadır. (Ör: Biyokimya, mekatronik…vb)
    • Bilgisayar işlem gücündeki artış: Bilişim sektöründeki gelişmeler (dijitalleşme, internetin yaygınlaşması…vb) daha önce imkansız olan karşılaşmaları mümkün hale getirmektedir. Artık dijital ortamın kendisi bir kesişim noktası olmuştur.
  • Yenilikçi fikirlerin önündeki en büyük engel “çağrışım / ilişki bariyerleri (associative barriers)”dir. Gelişimimiz boyunca beynimizde bir ilişki ağı kurarız. Elma denilince zihnimizde kırmızı ya da yeşil bir elma canlanır. Kiminde ayrıca elmalı kurabiye, kiminde de elma ağacı canlanabilir. Elma isminin zihnimizde yaptığı çağrışımlar deneyimlerimizle şekillenmiştir. Beyin de, pratiklik açısından, bu çağrışım / ilişki ağını kullanır ve bu ağın dışına çıkması için kendisini zorlaması gerekir. Bazı insanlarda çağrışım / ilişki bariyerleri yüksektir ve bu ağın dışına çıkmaları daha zordur. Bu insanlar geçmiş deneyimlerinden yola çıkarak daha kolay yargılara varırlar. Bazı insanlarda ise bu bariyerler düşüktür. Farklı kavramlarla daha kolay ilişki kurar ve yeni yaklaşım / fikir geliştirebilirler. Bu bariyerleri aşağı indirmek için:
    • Farklı (coğrafi, etnik, sınıfsal, profesyonel ve organizasyonel) kültürleri deneyimleyin. Zengin kültürel deneyime sahip kişilerin daha açık ve sorgulayıcı düşünce yapısına sahip oldukları görülmektedir.
    • Fraklı şekillerde öğrenin. Çok farklı disiplinlerde eğitim görmek ve kendini hayat boyu geliştirmek de faydalıdır. Bir disiplinde eğitim aldığımızda, o disiplinin kazandırdığı farklı bakış açılarını kendimizinkilerle birleştirmeye başlarız. Aynı zamanda disipline yeni biri olarak mevcut kural ve varsayımları sorgularız. O yüzden ilk zamanlar yaratıcı başarı elde etme şansımız yüksektir. Zaman içinde disiplinin kural ve varsayımlarını sorgulamaz hale gelir ve yenilikçi bakış açısını kaybetmeye başlarız. Ünlü bilim adamlarından Thomas Kuhn, “The Structure of Scientific Revolution” adlı kitabında bu durumu “Yeni bir paradigmayı keyfeden insanlar neredeyse her zaman ya çok genç ya da ilgili alana çok yeni olan kişiler olmuştur.” şeklinde ifade etmiştir. Yenilikçi kişilerin yoğun olarak kendi kendine öğrenen ve farklı alanları araştıran kişiler olduğu görülmektedir.
    • Varsayımları tersine çevirin. Mevcut durum, düşünce ve bakış açılarının altında yatan varsayımları sorgulayın, bu varsayımların geçerli olmama ihtimalini düşünün. Michael Michalko, “Cracking Creativity” adlı kitabında varsayımları tersine çevirmenin nasıl fayda sağladığını anlatıyor. Ör: Bir restoran açacaksınız ve aklınıza takılan bazı konular (Ne tarz yemekler sunmalı? Menü nasıl olsa? Nasıl bir fiyatlandırma yapmak lazım?…vb) var. Bunların tersini düşünün: Yemek sunmayan, menüsü olmayan ya da para istemeyen bir restoran nasıl olur?
    • Farklı perspektifleri deneyin. Kendinizi farklı kişilerin yerine veya farklı konumlara koyduğunuzu hayal edin ve üzerinde çalıştığınız konuya onların gözünden bakmaya çalışın. Ör: 80’li yıllarda endüstriyel işletmelerin sebep olduğu hava kirliliğini kontrol etmek için düşünülen polisiye tedbir ve politikalar etkili olmayınca, 90’lı yıllarda şirketlerin bu meseleyi de ticari bir mesele olarak görmelerini sağlayacak bir model geliştirildi. Karbon emisyonu borsası kuruldu ve şirketlerin limitleri aştığı durumlarda ek karbon kotası satın almaları zorunluluğu getirildi.
  • Farklı kavramları gelişigüzel birleştirmek / ilişkilendirmek de yenilikçi fikir üretmek için iyi bir yöntemdir. Hatta çığır açan fikirlerin çoğu farklı kavramların alışılmadık şekilde birleştirilmesi ile ortaya çıkmıştır. Kavramlar birbirine ne kadar uzaksa, fikir de o kadar yaratıcı olmaktadır. Bu noktada yapılan araştırmalar birleştirmeye vesile olacak ilişkinin / içgörünün nasıl ortaya çıktığı ile ilgili bir ipucu bulamamıştır. Ama farklı kavramları alışılmadık bir şekilde birleştirebilme ihtimalinizi arttırmak için şunları yapabilirsiniz:
    • Farklı işlerde çalışın.
    • Farklı gruplardan inşalarla çalışın. (Bu insanın doğası gereği zordur. Bize benzeyen, bizim gibi düşünen insanlarla rahat ederiz.)
    • Kesişim noktaları avlamaya çalışın.
  • En yenilikçi insanların çok fazla fikir ürettiği ve fazlasıyla deneyip yanıldığı görülmüştür. Çift Nobel sahibi Linus Pauling, “İyi bir fikir üretebilmenin yolu çok fikir üretmekten geçer” diyerek benzer bir tespitte bulunmuştur.
  • İyi fikir üretebilmede bir diğer kritik başarı unsuru ise “genişlik ile derinlik dengesini” korumaktır. 50 farklı alandan yüzlerce farklı kavramı biliyor olabilir ve bunları birbirleri ile ilişkilendirme kapasitesine sahip olabilirsiniz. Ama fikir geliştirebilmek için yeterli uzmanlığa da sahip olmalısınız. Bu sorunu aşmanın en iyi yolu farklı uzmanlıklara sahip kişilerle takım olmaktır.
  • Çoğu ortamda fikir üretme aracı olarak beyin fırtınası kullanılır. Fakat yapılan araştırmalar göstermiştir ki; insanlar tek başlarına, grup içinde olduklarından daha fazla ve farklı fikirler üretebilmektedir. Bunun arkasında bazı psikolojik ve sosyolojik sebepler yatmaktadır. Beyin fırtınası daha etkili hale getirebilmek için öncelikle üyelerin kendi kendilerine fikir üretmelerini sağlayın. Ardından bir grup olarak tartıştırın.
  • Yapılan araştırmalar, insanların zaman baskısı altında daha yaratıcı olduklarına inandıklarını ama gerçeğin bu şekilde olmadığını göstermektedir. Kesişim noktalarındaki yaratıcı fikirleri üretmek biraz uzun kuluçka süresi gerektirmektedir.
  • Yaratıcılığı teşvik etmek için, ödül-ceza sistemlerinin farklı şekilde kullanılması gerekir. Araştırmalar göstermiştir ki; başarılı çıktıyı ödüllendirmek (yani dış motivasyon) iç motivasyonu öldürmekte, performans kaygısı yaratarak yaratıcılığın düşmesine sebep olmaktadır. (Harvard öğretim üyesi Teresa Amabile’in yaptığı bir deneyde, 2 grup çocuğa 2 aktivite verildi. Önce tamamen resimli bir kitap üzerinden bir hikaye anlatacaklardı. Daha sonra da çocukların çok merak duyacağı bir Polaroid kamera ile oynamalarına izin verilecekti. 2 gruba da 2 aktivite yapacakları söylendi ve detaylar anlatıldı. Bir gruba diğerinden farklı olarak, 2. aktivitenin 1. aktivitedeki başarıya bağlı olduğu söylendi. Daha sonra kaydedilen hikayeler ilkokul öğretmenleri tarafından yaratıcılık yönünden değerlendirildi. 2. grubun hikayeleri açık ara daha zayıf çıktı.) Yaratıcılığı teşvik için illa ödüllendirme yapılacaksa çabanın / denemelerin ödüllendirilmesi, hareketsizliğin ise cezalandırılması daha doğrudur. Yani:
    • Sonucu başarılı olsun ya da olmasın, denemeleri ödüllendirin.
    • Deneme-yanılmalardan ders çıkarıldığından ve aynı hataların yapılmadığından emin olun.
    • Yeteri kadar fikir üretmeyenleri ve deneme-yanılma örneği olmayanları cezalandırın.

Kesişim Noktalarındaki Fikirleri Hayata Geçirmek

  • Yenileşim konusunda tanınmış akademisyenlerden Harvard’ta öğretim üyesi Prof. Clayton Christensen’in yaptığı çalışmalar gösteriyor ki; başarılı olan yeni girişimler, ilk iş modellerini ve stratejilerini uygulamaya koyduklarında ve pazarın cevabını gördüklerinde değiştiriyorlar. Aslında başarılı girişimlerle başarısız girişimlerin arasındaki fark ilk ortaya konulan iş modelinin veya stratejinin sağlamlığı değil. Asıl önemli olan neyin çalışıp neyin çalışmadığını gördükten sonraki aşamada işi yeniden yoluna koymak için gerekli kaynaklara sahip olmak. Asıl başarısız olanlar, gerekli değişimi yapamadan önce kaynaklarını tüketenler oluyor.
  • Genelde planlar belirsizliği yönetme aracı olarak düşünülür. Yeteri kadar iyi plan yapılırsa belirsizliklerin kontrol edilebileceğine inanılır. Yenileşim çalışmalarında planlar dinamiktir ve planlama işine çok uzun süre ayrılmaz. Planlar ilk adımlarda kaynakları düşünmek, faaliyetleri koordine etmek, paydaşları ikna etmek, ekip üyelerini uyumlandırmak için kullanılır. Plan uygulandıkça değişir. Yenileşimin içinde hep önemli ölçüde belirsizlik vardır ve öngörülerinizin önemli bir kısmının süreç içinde değişen oranlarda geçersiz olacağını en baştan kabul etmek gerekir.
  • Bir alanda başarı elde etmenin önemli koşulu o alanda bir değer ağı (eko-sistem) inşa etmekten geçer. Ama kesişme noktalarındaki fikirlerin peşinden koşmanızın önündeki en büyük engel de genelde bu ağınız olur. Mevcut müzik türünden ve tarzından farklı ve yenilikçi bir şeyler denemek isteyen başarılı bir müzisyeni düşünün. Hedeflediği yeni alana adım atabilmesi için muhtemelen birkaç farklı yetkinlik geliştirmesi; şimdiye kadar başarısına katkı sağlamış (orkestrasından editörüne, yayıncısından dağıtımcısına kadar) mevcut ilişki ağındaki kişilerin bu değişikliğe olan cevabını yönetmesi, ve en temelde de mevcut hayran kitlesinin bu değişikliğe nasıl bakacağını değerlendirmesi gerekecektir. Bu kadar belirsizliğin olduğu bir durumda da, başarılı olduğu mevcut durumda kalmayı daha mantıklı bulup yenilikçi fikrini terk etmek daha mantıklı olacaktır.
  • Kesişim noktasında bir alanda fikrinizi ilerletmek istediğinizde kavga etmeye hazır olmalısınız. İnsanlar fikrinize inanmayabilir ya da fikriniz yerleşik bir alanı / disiplini tehdit ediyor olabilir.
  • Çoğu insan kesişim noktasındaki yenilikçi bir fikrin riskinin büyük olduğunu değerlendirir. Hâlbuki çoğu başarılı yatırımcı bu tarz fikirleri riski düşük olarak görür. Çünkü bu alanda rekabet yoktur, fırsatlar çoktur.
  • Her insanın risk alma iştahı farklıdır. Ama araştırmalar gösteriyor ki, insanlar genelde bir alanda aldıkları riski arttırdıklarında başka alanlardakini azaltarak bir dengeleme yapmaya çalışıyorlar. Almanya Münih’te yapılan bir araştırmada, bir grup taksinin yarısına ABS takılmış ve uzun dönemli kaza oranları izlenmiş ve kaza oranlarının aynı olduğu görülmüş. Detay analizde ise, ABS takılı araçları kullanan sürücülerin araca daha fazla güven duyduğu ve daha fazla risk aldığı, diğer grubun ise araçlarını daha temkinli kullandığı anlaşılmış.
  • İnsanlar risk dengelemeye çalıştıkları için yenilikçi bir fikrin peşinden koşma aşamasına geldiklerinde bir risk hesabı yaparlar. Hâlbuki kesişim noktasındaki fikirler için risk hesaplaması yapması çok zordur. Çünkü kazanılan ve kaybedilen paradan fazlasıdır.