NLP ile ilk koçluk eğitimlerim esnasında tanıştım. Daha sonra biraz daha öğrenmek için bir sürü kitap ve internet kaynağı inceledim; ama netleşmek yerine kafamın daha da karıştığını hatırlıyorum. Sindirmek için bir miktar zaman gerekmişti.

Yaptığım danışmanlık görüşmelerinde bazı NLP tekniklerini kullanıyorum ve etkili olduğunu tecrübe ettim. Zaman zaman yeri geliyor ve bu görüşmelerde NLP kavramının kendisinden de bahsediyorum. Yaptığım ufak izahat neredeyse her zaman ilgi çekiyor ve insanlar daha detay öğrenmek için kaynak soruyorlar.

NLP Nedir?

NLP, insan beyninin çalışma şeklini çözümlemeyi, beynimizi yeniden programlayarak başarı için gerekli bireysel değişimi sağlamayı hedefleyen bir yöntem setidir. Bünyesinde pek çok farklı araç ve teknik barındırır.

Tabi bu NLP’nin kendi anladığım haliyle tarifi… Maalesef buraya evrensel bir tarif koyamadım; çünkü yok. Zaten çoğu NLP kitabında da  “NLP şudur!” şeklinde 1-2 cümlelik bir tarif bulamazsınız. Kısa bir tarif vermeden uzun uzun (sayfalarca) “NLP nedir?”i anlatırlar. Kısa tarif veren kaynaklarda da maalesef bir uyum göremezsiniz. Nedenine gelecek olursak…

NLP, 70’li yıllarda psikoloji alanına merak salan Richard Bandler adında bir matematikçi ve John Grinder adında bir dil bilimci tarafından, dönemin ünlü terapistlerinin (Gestalt terapinin kurucusu Fritz Perls, Erickson Koçluk Okulu’nun babası Milton Erickson …vb.) çalışmaları incelenerek geliştirilmiş. Bir süre sonra Bandler ve Grinder ayrılarak çalışmalarını bağımsız yürütmeye başlamışlar. Daha sonra NLP’yi benimseyen farklı kişiler de içeriğini kendilerine göre geliştirmeye başlamışlar. Bazıları NLP’yi daha da yapılandırarak uygulanmasını standardize etmeye çalışmış. Bu standartlar doğrultusunda müfredat ve eğitim programları da geliştirmişler.

Bugün, NLP’nin küresel ölçekte kabul görmüş bir akreditasyon merkezi bulunmamaktadır. Kendilerini akreditasyon merkezi ilan etmiş farklı kurumlar mevcuttur ve NLP eğitimi veren çoğu kurum da bağımsız hareket etmektedir. Yani NLP, dağınık bir düzende gelişen ve yönetilmeyen bir alan olarak kalmıştır. Bundan ötürü olsa gerek bilim dünyası tarafından da pek dikkate alınmamıştır. NLP ile ilgili yapılmış kısıtlı sayıda bilimsel araştırma mevcuttur. Bazı NLP araçlarının bilimsel geçerliliği de tartışma konusudur. Bununla birlikte, NLP yöntemlerinin çoğunun etkinliğini gösteren pek çok vaka ve hala büyümeye devam eden destekleyici bir camia mevcuttur. Özetle, ne NLP’yi tamamen göz ardı etmek ne de karşınıza NLP öğretisi diye çıkan her şeyi sorgusuz doğru kabul etmek uygun olur.

Başarı Modellenebilir

NLP’ye göre başarısızlık ve başarı bir rastlantı değildir, ikisine de giden yolda bir sistem çalışır. O yüzden, NLP birisi yapabiliyorsa herkesin yapabileceğine inanır. Bunun için örnek aldığınız veya hedeflediğiniz şeyin nasıl yapıldığını çözümlemeniz, modellemeniz ve transfer etmeniz gerekir. Birçok durumda hayatın bir alanında işe yarayan şeyler diğer alanlarına da transfer edilebilir.

Çözümlemeden kasıt sadece nelerin, ne zaman ve nerede yapıldığını çözümlemek değildir. Daha derinlere inmek gerekir. Çünkü insan davranışlarını bilinçli ve bilinçsiz süreçler birlikte biçimlendirir ve bilinçsiz süreçler bilinçli süreçlerden daha güçlüdür. Yani bilinçsiz süreçlerin davranışlar üzerindeki etkisi daha büyüktür. Bu yüzden başarılı kişilere başarılarının kaynağını sorduğunuzda alacağınız yanıtın gerçekle hiç ilgisi olmayabilir. Çünkü başarının anahtarı bilinçaltında (tutum, inanç ve değerlerde) gizlidir.

İlk defa G.Bateson tarafından ortaya atılan “Değişimin Mantıksal Seviyeleri” modeli, değişim ve öğrenmenin farklı seviyelerini anlamak için güzel bir çerçeve tarif eder ve NLP’de yoğun olarak kullanılır. Modele göre 6 değişim seviyesi vardır:

  • Seviye 1: Kimlik ötesi ulvi amaç (Kim için, ne için?)
  • Seviye 2: Kimlik (Kim?)
  • Seviye 3: İnançlar ve değerler (Neden?)
  • Seviye 4: Beceri (Nasıl?)
  • Seviye 5: Davranış (Ne?)
  • Seviye 6: Çevre (Nerede, ne zaman?)

Alt düzeylerde oluşan bir değişim üst düzeyleri pek etkilemez. Ama üst düzeylerde oluşan bir değişim alt düzeyleri kapsamlı şekilde etkiler. Örneğin, bireyler ya da organizasyonlar sadece davranışları çözümlemeye ve modellemeye çalışıp inanç ve değerleri dikkate almadıklarında kalıcı sonuçlar elde edemezler. Kalıcı değişim için üst seviyelerin hedeflenmesi gerekir ki; NLP bunun için bir takım araçlar sunar.

Başarının Altında Yatanlar

NLP’ye göre başarının altında yatan ana etmenler şunlardır diyebiliriz:

Başarı ve Başarısızlığı Çözümlemek

Başarılı insanlar başarı ve başarısızlıklarını iyi çözümlerler, kendilerini o noktaya getiren şablonları (değer, inanç, duygu, düşünce, davranış, zamansal ve çevresel unsurları) detaylı çalışırlar. Başarısızlıkları konusunda özellikle meraklıdırlar.

Herhangi bir şablon belli bir davranış ve olaylar dizesinin yüzlerce belki de binlerce defa tekrarlanması ile oluşur. Sürekli geç kalmanız bu alanda belli bir yetenek geliştirdiğinizi gösterir. Kariyer ve çocukları yüzünden zevk ve eğlence işlerini emeklilik sonrasına öteleyen pek çok çift, o vakit geldiğinde kendilerini boşlukta hissederler. Çünkü zevk ve eğlenceden uzak durma alışkanlığı geliştirmişlerdir. Benzer şekilde başarılı insanlar da, kendilerini destekleyen şablonlar geliştirmişlerdir.

Yeniden Çerçevelemek

Değişim yolculuğunda başarıya ulaşmak için olumlu bakış açısına ihtiyaç vardır. Yeni bakış açılarından bakmak (yeniden çerçevelemek) bambaşka çözümler sunar. Hemen her şey hakkındaki olumsuz hislerin elenmesinde yeniden çerçeveleme kullanılabilir.

Başarılı insanlar başarısızlığı yeniden çerçevelerler. Onlar için başarısızlık bir yenilgi değil, bir geri bildirim ve öğrenme aracıdır. İyi satıcılar satmak istedikleri şeyi karşılarındakinin perspektifinden yeniden çerçeveler.

Geleceği Keskinleştirmek

Başarmak için yüksek bir amaç duygusu gerekir. Bu amaç duygusuna sahip kişiler, geleceklerini “olumlu” ve “detaylı” bir şekilde tasarlarlar. Ayrıca özsaygıları yüksektir. Kendilerini daha fazlasına değer görürler.

Ulaşmak istediğiniz şeyi “olumlu” bir dille ifade etmeniz önemlidir çünkü beyniniz “olumsuz olumsuzları” algılamaz. Evinizin salonunda duran kırmızı noktalı büyük beyaz bir top olduğunu hayal etmemeye çalışırsanız, bundan kastın ne olduğunu anlayabilirsiniz. Yani endişelenmemeyi istiyorsanız, tersine programlanır ve endişelenirsiniz. O yüzden hedefinizi “rahatlamak” gibi olumlu bir ifade ile şekillendirmeniz gerekir. Benzer şekilde, işinizde de olumlu hedefler koyup olumlu göstergeleri izlemeniz tavsiye edilir. Olumsuz gösterge ve davranışlar ölçülüyorsa, dikkatler o davranışlar üzerinde odaklanır ve o sonuçlar elde edilir.

NLP’ye göre, ulaşmak istediğiniz şeyle ilgili “detaylı” ve “canlı” bir hayale sahip olmak o anın şimdiden tadına bakmanızı sağlar ve sizi motive eder. Çünkü beyniniz gerçekten yaşadığınız ve yalnızca tasarladığınız durumları ayrıştıramaz. Bu bilimsel olarak da kanıtlanmış nörolojik bir olgudur. Örneğin sevdiğiniz bir yemeği anlatırken veya tarifini verirken ağzınız sulanır. Yani vücudunuz yemeği yiyormuş gibi tepki verir.

Eylem

İnsanların çok başarılı olmaları için kendilerine tanrının özel yetenekler bahşettiği düşüncesine sıkça kapılırız. Yakından bakıldığında başarılı insanların en önemli farkı kendilerini eyleme geçirme yeteneğine sahip olmalarıdır. Her büyük başarıyı perçinleyen şey eylemdir. Eylem sonuçları hazırlayandır. Gerçekte gücün kelime anlamı da eylemdir.

Esneklik

İnsanlar alışkanlıklardan oluşan yaratıklardır. Zaman içinde bazı konulara bilinçli bir şekilde odaklanır, bilgi ve deneyimimizi arttırır ve farklı yetenekler kazanırız. Bunlar zaman içinde bilinçaltında depolanır ve otomatik sergilenmeye başlar. Bu sayede bilincimiz yeni odaklanacak alanlar için boşa çıkar. Bu mekanizma insanoğluna inanılmaz şeyler kazandırır. Ama aynı mekanizma başarısızlıklarımızı da besler.

Değişim için olmazsa olmazlardan biri ise esnekliktir. Esnekliği farklı yol, yöntem ve davranışları arama ve bunları deneme hali olarak düşünebilirsiniz. Bir konuda, genel gidişatın iyi olması halinde bile yapabileceğiniz başka bir şeyler olup olmadığını araştırmak gerekir.

Başarılı insanlar düşünce ve davranışlarında daha fazla esneklik gösterirler. Başarısızlık karşısında farklı yollar düşünürler. Hatta her şey yolunda gitse dahi neyi farklı yapabileceklerini araştırırlar.

İletişim

Hayatımızda iki farklı iletişim sistemi vardır. Biri iç iletişimimiz. Diğeri ise dış iletişimimiz. İletişim de bir güçtür. İç iletişimimiz ile kendimizi, dış iletişim ile diğerlerini eyleme geçirebiliriz.

Birçok kişi iç iletişimimizi, yani zihnimizde dönüp duranları kontrol dışında oluşan şeyler olarak düşünür. Oysa zihinsel süreçlerimizi kendimiz kontrol edebiliriz. İç iletişimimizi yöneterek duygusal süreçlerimizi yönetebiliriz. Çünkü hissettiklerimiz yaşantımızdaki olayların bir sonucu değildir, bizim olayları açıklama biçimimizdir.

NLP’ye göre herkesin gerçeği farkıdır. Çünkü temsil ve algı sistemleri farklıdır, o yüzden aynı olayı gözlemleyen herkes farklı şekilde yorumlar ve farklı çıkarımlarda bulunur ve kendi gerçeklerini oluşturur. Bu algı sistemlerine NLP’de metaprogram denir.

Farklı metaprogramların varlığını bilen kişiler, dış iletişim şekillerini çevrelerindekilerin özgün metaprogramlarına göre uyarlamaya çalışırlar. Bunun için de öncelikle iyi dinler, merak eder, soru sorarlar. Yazılı ve sözlü iletişimde tüm duyulara hitap eden zengin bir dil kullanırlar. Bu sayede dinleyicilerin dikkat ve ilgisini uyanık tutar ve kendilerinin anlaşılma olasılığını arttırırlar. Örneğin, metafor kullanmak bilinçaltını uyandırır, dinleyicilerin bilinçli direncini usulca kırar.

NLP’ye göre, insanın kendisi bir sistemdir, ve bu sistem dış dünyadaki pek çok sistemin parçasıdır. Beden ve zihin de yine aynı sistemin parçalarıdır. Bir parçanın durumu diğer parçayı etkiler. Ne düşündüğümüz ve hissettiğimiz hareketlerimizi, mimiklerimizi, sesimizi, sözlerimizi etkiler. Bunları gizlemek olanaksızdır, ipuçları bedenimizin tüm gözeneklerinden dışarı akar. Çevremizdekilerin bu ipuçlarını okumaları için uzman olmalarına gerek yoktur. Bilinç bu ipuçlarını yakalayamasa da bilinçaltı yakalar ve değerlendirir.

Dış iletişimde uyum, güven ve etki yaratmanın, değişimi sağlamanın ön koşuludur. Uyum sağlayan kişiler, benzer duruş, tavır, hareket ve mimikleri aynı anda sergiler, ahenkli biçimde konuşurlar. İletişimde uyumlanan kişi karşısındakini rahatlatır. İletişim biçimi doğal olarak benzerlik gösterince iletişimi kimin yönlendirdiğini anlamak zorlaşır.

Benjamin Franklin, uyumu koruyarak fikirlerini iletmek için “hafif çekingenlikle ifade etme alışkanlığı” geliştirmiş. Tartışılma olasılığı olan herhangi bir şey öne sürdüğü zaman fikir hakkında kesinlik veya olumlu hava yaratacak ifade kullanmazmış.

Dış iletişimde dirençle karşılaştığınız durumlarda öncelikle karşınızdaki ile ahengi oluşturun. (Aikido ustası gibi) Karşı tarafa takdir veya saygı iletin. Anlaşıldığını hissettirin. Hem fikir olduğunuz tarafları dile getirin. Ardından bununla birlikte diyerek kendinizi ifade edin. Bu sayede direnci kıramasanız bile ondan kaçınabilirsiniz. Dirençli insanlar yoktur. Sadece esnek iletişimci olmayan insanlar vardır.

NLP’ye göre, insanın kendisi bir sistemdir, ve bu sistem dış dünyadaki pek çok sistemin parçasıdır. Beden ve zihin de yine aynı sistemin parçalarıdır. Bir parçanın durumu diğer parçayı etkiler. Ne düşündüğümüz ve hissettiğimiz hareketlerimizi, mimiklerimizi, sesimizi, sözlerimizi etkiler. Bunları gizlemek olanaksızdır, ipuçları bedenimizin tüm gözeneklerinden dışarı akar. Çevremizdekilerin bu ipuçlarını okumaları için uzman olmalarına gerek yoktur. Bilinç bu ipuçlarını yakalayamasa da bilinçaltı yakalar ve değerlendirir.

İlişkilerdeki rastlantılar da değerlerimizin tutarlı bir biçimde dışa vurmasının sonucudur. Beklemediğiniz bir anda değerleri ve düşünce biçimi sizinkine benzeyen birine rastlamanız değerlerinizi bilinçsizce çevrenize yansıtmanızdan kaynaklıdır.