Tom Kelley ve David Kelley’in “Yaratıcı Özgüven” kitabı, içimizdeki yaratıcılığı ortaya çıkartmak adına ilham verici hikayeler ve pratik önerilerle dolu. Okuması kolay bir kitap, tercümesi de bence iyi yapılmış.

Kitap ilk bölümünde tasarım odaklı düşünce / insan odaklı tasarım kavramlarını anlatarak başlıyor ve “Tasarım Odaklı İnovasyon” adını verdiği 4 adımlı bir süreç tarif ediyor. Ardından tasarım odaklı düşünceyi kullanarak nasıl daha yaratıcı olabileceğinizi ve kurumlarınızda inovasyonu nasıl teşvik edebileceğinizi örneklerle anlatıyor. Son bölümlerde de yaratıcılığınızı arttırmaya yönelik pratik öneriler veriyor. Kitaptan kendime aldığım notlara gelecek olursak…

Yaratıcı Özgüven

  • Yaratıcı özgüven, yaratıcı olabileceğimize ve çevremizde değişim yaratma kabiliyetine sahip olduğumuza inanmak demektir. İnovasyonun kalbinde yaratıcı özgüven yatmaktadır.
  • Yaratıcı özgüven için “inovasyon becerilerinin değiştirilemez olmadığı” inancına sahip olmak gerekir. Psikoloji Prof. Carol Deweck bu inancı “büyüme zihniyeti” olarak tarif ediyor. Büyüme zihniyetinde olan kişiler bir kişinin gerçek potansiyelinin bilinemez olduğuna, tutku ve çaba ile neleri başarabileceğinin tahmin edilemeyeceğine inanırlar. Tersi duruma ise “sabit zihniyet” denir. Sabit zihniyettekiler, herkesin belirli miktarda yetenek ve zeka ile doğduğuna inanırlar. Bir konuda kendini geliştirmeye uğraşmak onlar için bir zayıflığı ortaya dökmektir. Onun yerine uzun vadeli başarı şansından vazgeçerler.
  • Çoğu insan yaratıcılık örneği bir davranış sergileme aşamasında iken sırf yargılanmamak için geri durmaktadır. Bu konu üzerine araştırmalar yapan Brene Brown’un elde ettiği sonuçlar göstermiştir ki; insanların üçte birinin hatırlayabildiği bir yaratıcılık yarası (sanatsal bir konuda yetenekli olmadıklarının söylendiği bir vaka) vardır. Bu yargılanma yaratıcı özgüveni önemli ölçüde yaralamaktadır.
  • Çoğu ebeveyn ve öğretmen de gençleri geleneksel mesleklere yönlendirerek, yaratıcılık içeren uğraşların çok riskli ve toplumsal tercihlerin dışında olduğuna yönelik üstü kapalı bir mesaj vermektedir. Bu yüzden yaratıcılık ve yaratıcı işler normalin ötesinde konular gibi algılanmaktadır.
  • Bir şeyi çizerek ifade etmek gibi basit bir yaratıcılık işinde dahi özgüven eksikliğine sık rastlanır. Beceri dağılım eğrisinin her iki ucunda da engeller vardır. Örneğin, çok iyi bir endüstriyel tasarımcının kafasındaki mükemmeli yakalayamama korkusu, bir iş adamının ise zaten yapamıyorum kendimi aptal yerine koymayayım korkusu çizim yapmalarını engeller.
  • Brene Brown’a göre, yaratıcı özgüveni geliştirmek için hem uyum göstermeye hem de başkaları ile boy ölçüştürmeye (karşılaştırmaya) son vermek gerekir. Sosyal baskılar ve kurumsal standartlar bizi uyum göstermeye yöneltir. Karşılaştırma zihniyeti ise başkalarını referans alarak hareket etmeye yöneltir. Ancak bireysel takılmanın, özgün ve yaratıcı olmanın ödülleri büyüktür. Normallik gereğinden fazla önemsenmemelidir.
  • Psikolog Alber Bandura’nın fobi tedavisinde kullandığı kılavuzlu hakimiyet süreci, küçük adımlarla (başarılarla) yavaş yavaş insanların cesaret kazanmasını sağlamayı öngörür. Bu yaklaşım, hem bireylerde hem de kurumlarda yaratıcı özgüvenin geliştirilmesinde de başarı elde etmiştir.

Tasarım Odaklı İnovasyon

Yeni teknoloji inovasyon için tek başına yeterli değildir. Yeterli olsaydı hepimiz segway sürer ve robot köpeklerle oynardık. Teknolojik olarak mümkün olanın hem ekonomik açıdan uygulanabilir hem de önemli ihtiyaçlara hitap ederek arzu edilir olması gerekir. 1950’li yıllarda Popular Science dergisi 21. YY’da çoğu ailenin arka bahçesinde kendi şahsi helikopterlerinin olacağını öngörmüştü. Ama şimdiye kadar kimse bu fikri ekonomik açıdan uygulanabilir noktaya getiremedi. GE’nin MRG makineleri de tıbbi görüntüleme alanında çığır açtı; ama başta küçük çocuklar olmak üzere çoğu insanda korku yarattığı için anestezi ile kullanılabilir oldular. MRG makinelerinin arzu edilebilir olması için bazı tasarım değişiklikleri yapılması gerekti.

“Tasarım Odaklı İnovasyon” yaklaşımı ile hem arzu edilir, hem teknolojik olarak mümkün hem de ekonomik olarak uygulanabilir çözümler geliştirmek hedeflenir. 4 adım ile bu yaklaşımı uygulayabilirsiniz:

  1. Esinlenme: Kullanıcılarla empati, farklı deneyimler, farklı alanlardaki benzer deneyimlere bakarak ilham toplayın.
    • Empati, yerleşik fikirlerinizi sorgulamanız ve onların gerçek olduğu duygusunu bir kenara bırakarak kullanıcılarınızın gerçeğini anlamaktır.
    • İnsanlar genelde ihtiyaçlarını dile getirecek farkındalığa (ya da kelime dağarcığına) sahip değillerdir. Üstelik dünyada henüz var olmayan seçenekleri nadiren dikkate alırlar.
    • Kullanıcılar üzerinde yapacağınız saha araştırması gizli ihtiyaçlara, insanların farkında olmadıkları bariz olmayan ihtiyaçlara ulaşmanıza yardımcı olur. Görüşmeler genelde tek başına bunu vermez, gözlem yapmanız gerekir.
    • Uç kullanıcılar genelde yeni ortaya çıkan ihtiyaçlara işaret eden abartılı arzular ve davranışlar sergilerler ve bundan ötürü beklenmedik esin kaynaklarıdırlar.
    • Bazen de büyük bir yanıta giden ilk adım, sorunun yeniden kurgulanmasıdır. Sadece sorunu farklı açılardan sorgulamak bile ilk başta öngörülemeyecek yaratıcı çözümlerin önünü açabilir.
  2. Sentez: Tüm ilham kaynaklarını bir potada eritip anlamlandırın.
  3. Fikir Yaratma ve Deneme: Sayısız fikir üretip son kullanıcı ve paydaşlarla deneyin, onlardan aldığınız geribildirim ile daha fazla ilham toplayarak yaratıcı bir çözüme doğru ilerleyin.
    • Yaygın inanış dehaların nadiren başarısız olduğu yönündedir. Halbuki deha olarak bilinen insanların çalışmaları incelendiğinde, başarısızlık konusunda son derece üretken oldukları ama bunun kendilerini durdurmasına izin vermedikleri görülmüştür. Çoğu deha bol deneme yanılma ile mükemmele ulaşmıştır. Başarının birçok babası olur ama başarısızlık yetimdir. Oysa başarısızlıklar büyük öğrenme fırsatlarıdır ve bu fırsatları değerlendirmek için onları sahiplenmek gerekir.
    • Yaratıcılık bir takım sporudur. İşbirliği yapacak insanlar bulmalısınız, bunu yapamasanız bile başkalarının fikirlerinden faydalanabilirsiniz. (Ör: Dijital toplulukları kontrol edin.)
    • İlk deney sonuçları en iyi planı bile geçersiz kılabilir. O yüzden planlamayı asgaride tutup eylemi azami düzeye çıkartmak esastır.
    • Yaratıclığı beslemek için kısıtlamalardan faydalanın. Ancak kısıtlamalar, onları kucaklayacak özgüvene sahip olduğunuz sürece olumlu yönde çalışır.
  4. Uygulama: Yaratıcı çözümü hayata geçirmek için bir yol haritası hazırlayın ve uygulamaya koyun.

Bireysel Yaratıcılığı Arttırmanın Yolları

Birey olarak yaratıcılığınızı arttırmak için:

  • Yeni fikir iş akışınızı arttırın. (Ör: kendiniz için sıra dışı bir kursa gidin, alışılmadık dergiler/bloglar okuyun, yeni müzik türleri dinleyin, farklı birileri ile yemek yiyin, sosyal medya üzerinden fikir önderleri ile bağlantı kurun, şehrinizin keşfedilmemiş bir kısmını görün, diğer şirketlerdeki meslektaşlarınızla bağlantı kurun, akşamları online dersler alın…vb)
  • Düş kurmak için zaman ayırın (Ör: Yalnız yürüyüş yapın..vb)
  • Arıza listesi tutun. (Her gün çevremizde düzgün çalışmayan veya tamamen hatalı olan ürün ve hizmetlerle karşılaşıyoruz. Bunların listesini yapmak yaratıcılık uygulayabileceğiniz daha çok fırsat görmenize yardımcı olur.)
  • Kendiniz için yaratıcı hedefler belirleyin. (Ör: En az 1 yeni fikir kaydetmek.)
  • Yan projelerle deney yapın.
  • Yan projelerinizi işteki projelerinizle birleştirmenin yolunu bulun.
  • Eylem odaklı davranın. Bir fikriniz varsa hemen denemeye çalışın.
  • Büyük kolayı arayın. (Zorlu görevler ürkütür. Kolay bir görevle başlayın, büyük bir hedefi küçük lokmalara bölün.)
  • Çevrenizde destekleyici bir ağ oluşturun.
  • Açık inovasyon topluluklarını keşfedin.
  • Sürekli öğrenin.
  • Yaşamınızı tasarlayın. (Ör: Gelecek ayınızı bir tasarım projesi olarak ele alın.)
  • Her gününüzün sonunda gün sonu değerlendirmesi yapın. (Size mutluluk ve tatmin getiren şeyleri ve tam tersi etkiyi yaratan şeyleri tespit edin. Olumlu etkisi olan şeyleri arttırmaya çalışın.)

Kurumlarda Yaratıcılığı Arttırmanın Yolları

Kurumunuzda yaratıcılığı arttırmak için:

  • Çalışma ortamında insanların deney yapma olanağı sunan bir atmosfer yaratın.
  • İnovasyon seraları / laboratuvarları yaratın.
  • Olumlu dil kullanın. Dilimiz düşünce kalıplarımızı şekillendirir. (Ör: “Yapamam” demek yerine, “Eğer … olsaydı, yapabilirdim” deyin.)
  • Çok disiplinli takımların gücünü kullanın.
  • Örgütteki herkesi eğitin ve dahil edin.
  • Mevcut süreçleri temel alın. (Ör: Öncelikle radikal değişikliklerle mevcudu çöpe atmayı değil, kademeli değişim ile mevcudu iyileştirmeye çalışın.)
  • Çifte teslimat yapın. (Ör: Sizden istenen alışıldık çıktının yanına yaratıcı / yenilikçi bir çıktı daha ekleyin.)
  • Plan dışı konularda dikkat çekin. (Ör: Eğlendirici ve bilgilendirici etkinlikler düzenleyerek repütasyon inşa edin.)

Yaratıcılık ve liderlik ile ilgili araştırmalar yapan Psikolog Robert Sternberg’in bulgularına göre, kurumlardaki yaratıcı liderler aşağıdaki ortak özellikleri sergiliyorlar.

  • Sorunları yeniden tanımlıyorlar.
  • Hassas riskler alıyorlar ve başarısızlığı inovasyon sürecinin bir parçası olarak görüyorlar.
  • Statükoyu sorgularken ortaya çıkan engellerle yüzleşiyorlar.
  • Belirsizliği hoş örüyorlar.
  • Zihinsel olarak gelişmeye devam ediyorlar.