İngiltere’de, 1809 yılında, dönemin saygın doktorlarından Robert’ın bir erkek çocuğu oldu. İsmini Charles koydular. Charles’ın dedesi de ünlü bir doktordu. Botanik ve hayvanbilimi üzerine ses getirmiş çalışmalara imza atmıştı. Charles’ın annesi ise ünlü bir seramik sanayicisinin kızıydı.

Charles çok varlıklı bir ailenin çocuğu olarak, şanslı addediliyordu. Ailesinin ona sunduğu imkanlar sayesinde pek çok farklı konu için merak geliştirip bu konularla ilgilenebildi. 20 yaşına yaklaştığında ailesi, artık bir konuya kendisini adaması gerektiğini söyleyip onu babasının yolundan giderek ünlü bir doktor olması ümidiyle Edinburg tıp fakültesine gönderdi.  

Charles, tıp fakültesinde pek başarılı olamadı. Dersleri sıkıcı buluyordu ve kan görmeye dayanamıyordu. Okuldaki başarısızlığı karşısında hayal kırıklığına uğrayan babası, bir süre sonra onu tıp fakültesinden aldı ve dönemin bir diğer prestijli mesleği olan din adamlığına yönlendirdi. İlahiyat eğitimleri almaya başlayan Charles, dedesi gibi bitki ve hayvanlara merak saldı. Bu merakı sayesinde Edinburgh’lu bir hayvanbilim profesörü olan Robert Grant ile tanıştı ve dost oldu. Grant’ın kurduğu dernekte, bitki ve hayvan tasnifleri üzerine çalıştı.

Bir gün, dernekten bir arkadaşı, ona duyduğu bir haberden bahsetti. Robert FitzRoy adından bir kaptan, yakın zamanda gerçekleştireceği bir okyanus seferinde ekibine katmak için bir doğa bilimci arıyordu. Bu fırsat Charles’ın ilgisini çekti. Arkadaşı da onu FitzRoy ile tanıştırdı. Charles, FitzRoy’un tam aradığı adamdı, çünkü ekibine katacağı doğa bilimciye para ödemeye pek niyeti yoktu. Charles’ın da para derdi olmadığı için, seferde ücretsiz görev almayı kabul etti.

Gemi, 1831 yılında sefere çıktı. Uzun okyanus seyri esnasında Charles ile FitzRoy yakın arkadaş oldular. FitzRoy da entelektüel biriydi. Charles’a okuması için Lyell’in “Jeolojinin İlkeleri” adlı kitabını verdi. Kitapta, Dünya’nın 7 günde oluştuğunu anlatan dinsel öğreti ile çelişen ve Dünya’nın uzun bir süre içinde aşama aşama oluştuğunu ve hala değişmeye devam ettiğini iddia eden bir teori anlatılıyordu. Charles kitabı ilgiyle okudu.

Gemi, Galapagos adalarına yanaştığında, Charles hem karada hem de denizde gördüğü farklı hayvanlar karşısında hayretlere düşmüştü. Seyir ekibindeki görevi gereği, bu adalardan pek çok hayvan ve bitki örneği topladı. Pek çoğunun da resmini çizdi. 1836 yılında, İngiltere’ye geri döndüğünde, o zamana kadar Avrupa’nın görmediği bir bitki ve hayvan çeşitliliğini görmüş biri olarak çok ilgi gördü.

Charles, farklı coğrafyalarda gözlemlediği hayvan ve bitki çeşitliliğinin sebeplerini anlamak için çok kafa yoruyordu ve bunun için sistematik bir araştırma yapmaya karar verdi. 1838 yılında Ekonomist Thomas Malthus’un nufüsun, besin maddelerindeki artıştan daha hızlı arttığına dair görüşlerine yer verdiği bir makalesini okuması ile kafasındaki bütün noktalar birleşti. Charles, daha sonra yayınlanan kitabında bu olayı şu şekilde anlattı:

1838 yılının Ekim ayında, sistematik araştırmama başlamamdan 15 ay sonra, vakit geçirmek için Malthus’un Nüfus hakkındaki görüşlerini okurken, bitkiler ve hayvanlara dair uzun gözlemlerim sonucunda her alanda bir yaşam mücadelesi olduğu sonucuna vardığımdan, bir anda bu koşullar altında ancak uygun varyasyonların hayatta kalacağını, uygun olmayanların yok olacağını anladım. Bunun sonucunda yeni türler ortaya çıkıyordu. Böylece, nihayet üzerinde çalışabileceğim bir teori geliştirebilmiştim.

Charles Darwin’in, ünlü “Evrim Teorisi”nin temellerini atmasına sebep olan kıvılcım ekonomi üzerine okuduğu bir makale ile oluşmuştu. Ama o kıvılcımın tutuşturduğu şey Charles’ın tıp, biyoloji, jeoloji, hayvan ve bitki bilim alanlarından sentezlediği bilgileri olmuştu. Charles tam bir T profil insandı. Yani bir alanda derin bilgi birikimi olan ama pek çok farklı alanla da ilgilenen ve genel bilgi sahibi olan biriydi. Charles sadece biyolojiden anlayan biri olsaydı; veya bir başka ifadeyle ortak noktası pek olmayan ekonomi, jeoloji veya biyoloji gibi alanlardaki bilgilerinden herhangi biri eksik olsaydı, böyle bir teori ile çıkıp gelmesi ne kadar mümkündü?

Kaynak: İnovasyonu Haritalamak, Greg Satell, Optimist Yayınları. (Değiştirilerek alıntılanmıştır.)