Okuma süresi 3 dk

1983 yılında, yetenekli ve genç bir gitarist, uzun süredir birlikte müzik yaptığı grubundan olabilecek en kötü şekilde kovuldu. Grup bir plak anlaşması yapmıştı ve ilk albümlerini kaydedecekti. Kayıt başlamadan birkaç gün önce, grubun diğer üyeleri gitariste kapıyı gösterdiler. Dramatik bir tartışma olmadı. Evine dönmesi için eline bir otobüs bileti tutuşturdular.

New York’tan Los Angeles’a giden yolda, gitarist kendini sorgulayıp durdu. Bu neden oldu? Neyi yanlış yaptım? Şimdi ne yapacağım? Otobüs Los Angeles’a vardığında, gitarist artık kendini sorgulamayı bırakmış, yeni bir grup kurmaya karar vermişti. Yani grubu o kadar başarılı olacaktı ki; eski grubu kendisini kovmuş olmaktan ötürü sonsuza dek pişman olacaktı.

Gitarist bulabildiği en iyi müzisyenleri işe aldı ve ibadet eder gibi çalıştı. Öfkesi hırsını körüklemiş, intikam duygusu en büyük esin kaynağı olmuştu. Birkaç yıl sonra, kendi grubu ile ilk plak anlaşmasını yaptı ve bundan bir yıl sonra ilk plağı ile altın plak ödülünü aldı.

Gitaristin adı Dave Mustaine idi ve yeni kurduğu grup efsanevi ağır metal grubu Megadeth idi. Megadeth 25 milyondan fazla plak sattı. Pek çok dünya turnesi yaptı. Mustaine başına gelen bir talihsizliği bir başarı hikayesine çevirmişti. Ama tüm bu başarısına rağmen, bir özel söyleşide hala kendini başarısız gördüğünü söylemişti. Hala mutsuzdu çünkü, kovulduğu grup olan Metallica onun grubundan daha başarılıydı. Elde ettiği efsanevi başarıya rağmen, hayattaki en önemli değeri, alacağı intikamdan duyacağı haz idi. Bu değerden ötürü, kendisi için koyduğu başarı ölçütü Metallica’yı geçmekti; ve bunu gerçekleştirememiş olmaktan ötürü mutsuzluk içindeydi.

Benzer bir hikaye, 1960’lı yıllarda, İngiltere Liverpool’da yaşanmıştı. O dönemlerde ortaya çıkan bir müzik grubu epey hızlı bir şekilde ilgi topluyordu. Grubun solisti John, gitaristleri George ve Paul, bateristi ise Pete idi. Pete, grubun en profesyonel ve efendi üyesi idi; ama o da Mustaine ile benzer kaderi paylaştı. Grup ilk plak anlaşmasını yaptıktan sonra, Pete’e kapıyı gösterdi. Hem de plak kaydının yapılmasına 3 gün kala… Yerine Ringo Star adında tuhaf isimli ve yaşlı birini bulmuşlardı.

Pete kovulduktan 6 ay sonra, grubu Beatles’ın tüm üyeleri Dünya’daki en ünlü simalar arasına girmişti. Bu durumu içine sindiremeyen Pete, grubun diğer üyeleri ile zaman zaman takıştı. 1965 yılında grupla mahkemelik oldu. 1968’de intihara teşebbüs etti. Yani Pete, başına gelen bu talihsizlik yüzünden önce çevresindekileri sonra da kendisini sorgulamayı yeğlemiş sonra da büyük bir karamsarlık içine düşüp hayat mücadelesinden kaçmayı tercih etmişti.

Daha sonra, evleneceği ve 2 çocuk sahibi olacağı bir kadınla karşılaştı ve hayatı yavaş yavaş değişmeye başladı. 2000’li yıllara kadar baterist olarak farklı gruplarda müzik yaptı, Avrupa turlarına çıktı ve birkaç plak kaydetti. Çok mütevazı bir hayatı oldu. Yıllar sonra ise, kendisine bir söyleşide sorulduğunda, “Beatles ile olabileceğinden daha mutluyum.” demişti. Beatles’dan ayrıldığı için şimdiki karısı ile tanışabilmişti. Bu sayede güzel ve sevgi dolu bir aileye sahipti. Beatles’tan atılmayı başına gelen en iyi şeylerden biri olarak görüyordu ve mevcut halinden mutluydu.

Pete’in başına gelen talihsizliğe ilk tepkisi, Mustaine’e göre daha kötüydü. “Bundan ne ders çıkarırım, önümde başka hangi seçenekler var ve daha iyi olmak için ne yapabilirim?” sorularını sormak yerine yargılamayı, suçlamayı ve kavga etmeyi tercih etmişti.  Daha sonra o da kendi grubunu kurdu ve bir süre kendini Beatles ile kıyaslamaya devam etti. Ama bir süre sonra, değer yargılarını değiştirdi. Aile, dengeli bir evlilik ve basit bir hayatı, uluslararası şöhretin veya Beatles’ı geçerek alınacak intikamın vereceği hazdan daha değerli görmeye başladı.    

Kaynak: Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı, Mark Manson, Butik Yayınları. (Değiştirilerek alıntılanmıştır.)